Sorunlar belli, çözümü için gerekli adım kararlı şekilde atılmalı!

????????????????????????????????????

Burdur Ticaret Borsası (BTB) Yönetim Kurulu Başkanı Veteriner Hekim Ömer Faruk Gündüzalp, 2019 yılı tarım ve hayvancılık sektöründe yaşanan sorunların genel bir değerlendirmesini yaparak, 2020 yılında, her iki sektörden neler beklediklerini dile getirdi. Son yıllarda, hem tarım hem de hayvan üreticilerinin yeteri kadar kazanç sağlayamadığını belirten Başkan Gündüzalp, “Her iki sektörde devam eden ve kronik sorun haline dönüşen girdi maliyetleri ve üretim sorunu, yeni yılda da çözülemezse, ülkemizi daha büyük sorunlar beklemektedir” şeklinde konuştu.

SORUNLAR KRONİKLEŞTİ

Türkiye’nin, konumu itibariyle, bereketli topraklarının yanı sıra, gerek iklimi, gerekse potansiyeli açısından, her türlü tarımsal faaliyetin ve üretimin yapılmasına imkan sağladığını aktaran Burdur Ticaret Borsası Başkanı Ömer Faruk Gündüzalp, “Ancak, 2019 yılını tarım ve hayvancılık sektörü açısından ele almadan önce, en başta altını çizmemiz gereken konu, sektörde devam eden ve kronik hale dönüşen sorunlardan birçoğunun, 2019 yılında da çözülememiş olmasıdır” dedi.

ÜRETİM KAZANCA BAĞLI

Belli başlı sorunların tam anlamıyla çözüme kavuşturulamadığı için, yeni yılda da tam olarak çözülmediği takdirde, ülkeyi daha büyük sorunların beklediğini ifade eden Başkan Gündüzalp, “Birçok temel tarım ürününde, üreticimiz yeteri kadar kazanç sağlayamamaktadır. Üreticimiz kazanç sağlayamadığı için üretim miktarı azalmakta, ekilemeyen tarım toprakları her geçen yıl artmaktadır. Mazot, gübre, ilaç, elektrik ve su gibi maliyetlerin yüksek olmasına karşı, kaynak bulamayan üreticimiz, başta banka kredisi olmak üzere elektrik ve su borçlarını ödeyememektedir” ifadelerini kullandı.

MALİYETİ GİRDİ FİYATI BELİRLİYOR

Gıda fiyatlarının, son 16 yılın en yüksek seviyesine ulaştığına dikkat çeken Başkan Gündüzalp, “Gıda enflasyonu, ülkemizdeki enflasyon sorununun önemli bileşenlerinden bir tanesidir. Gıda sanayinin de temeli tarım ürünleri olduğu için, tarım ürünlerindeki fiyat artışlarından haksız şekilde üretici sorumlu tutulmaktadır. Fiyatların belirlenmesinde en önemli rol, maliyettedir. Tarım sektöründe ise maliyetleri büyük ölçüde girdi fiyatları belirliyor. Girdi kalemlerine baktığımızda yarısından fazlası ithal edilmektedir” dedi.

REKOLTEYİ ETKİLEYEN BİRÇOK NEDEN VAR

Bundan dolayı, hem üreticinin hem de tüketicinin mağdur olduğunu ifade eden Başkan Gündüzalp, “Bir çiftçi, dünyanın neresinde olursa olsun, mazotu, ilacı, gübreyi kartelleşmiş şirketlerin belirlediği fiyattan almak zorundadır. Bizim gibi tarım sektöründe küçük ve orta işletmelere dayanan ülkeler, biran evvel bu sorunlara çözüm bulmak mecburiyetindedir. 2019 yılı TÜİK bitkisel üretim istatistikleri de bu acı gerçeği ortaya koymaktadır. Tarımın temel ürünlerini oluşturan hububat ve bakliyat rekoltelerindeki düşüş, döviz kurunun yükselmesiyle birlikte girdi fiyatlarında yaşanan artış, kuraklık ve aşırı yağışlar, tarım ürünlerine büyük ölçüde zarar vermiştir” şeklinde konuştu.

ÜRETİM DÜŞÜYOR

Tahıl üretiminin, 2019 yılında bir önceki yıla göre azalış gösterdiğini aktaran Başkan Gündüzalp, “Ülkemizdeki tahıl ürünleri üretim miktarlarının, 2019 yılının bir önceki yıla göre %0,02 oranında azalarak yaklaşık 34,4 milyon ton olarak kayıtlara geçmiş. Bir önceki yıla göre arpa üretimi %8,6 oranında artarak 7,6 milyon ton, çavdar üretimi %3,1 oranında azalarak 310 bin ton, yulaf üretimi %1,9 oranında artarak 265 bin ton olmuştur. Baklagillerin önemli ürünlerinden yemeklik bakla %7,1 oranında azalarak yaklaşık 5,5 bin ton, yeşil mercimek %1,5 oranında artarak 43,6 bin ton, patates ise %9,4 oranında artarak yaklaşık 5 milyon ton olarak gerçekleşmiştir” dedi.

İTHALAT ARTIYOR

Kuru baklagillere bakıldığında, nohut ihracatının 2017 yılında 23.286. 859 kg iken ithalatın 90.241.360 kg, 2018 yılında ihracatın 20.825.289 kg, ithalatın ise 91.200.035 kg olduğunu aktaran Başkan Gündüzalp, “Kuru Fasulye ihracatımız 2017 yılında 6.330.893 kg iken ithalatımız 43.364.497 kg, 2018 yılında ihracatımız 12.833.749 kg iken, ithalatımız 36.130.291 kg, Pirinç ihracatımız 2017 yılında 49.072 kg iken, ithalatımız 148.608 kg, 2018 yılında ihracat yokken, ithalatımız 186.963 kg olarak gerçekleşmiştir” dedi.

ÜRETİMLE TÜKETİM BAŞABAŞ

Türkiye’nin, 2019’un ilk 10 aylık döneminde, 6 milyon 750 bin ton ekmeklik ve 902 milyon ton makarnalık olmak üzere toplamda 7 milyon 652 bin ton buğday ithalatı gerçekleştirdiğini aktaran Başkan Gündüzalp, “İthalat rakamları, üretimin azalmasından kaynaklanıyor. Geçen yıl ilk 10 ayda 4.3 milyon ton olan ekmeklik buğday ithalatı, bu yıl aynı dönemde yüzde 57 artışla 6 milyon 750 bin tona ulaştı. Makarnalık buğday ithalatı ise aynı dönemde yüzde 148 artışla 364 bin tondan 902 bin tona çıktı. Son 5 yıllık verilere baktığımız zaman, Türkiye’nin buğday üretimi azalıyor. 2015 yılında 22 milyon 600 bin ton olan buğday üretimi, 2016’da 20 milyon 600 bin tona düştü. 2017’de 21 milyon 500 bin ton olan üretim 2018’de 20 milyon tona, 2019’da da 19 milyon tona geriledi. Türkiye’nin buğday tüketimi ise 19 milyon ton. Şuanda üretimle tüketim başabaş” dedi.

Türkiye İstatistik Kurumu ile Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan geçici dış ticaret verilerine göre, ihracatın 2019 yılı Ekim ayında, 2018 yılının aynı ayına göre yüzde 0,1 azalarak 15 milyar 664 milyon dolar, ithalatın ise yüzde 8 artarak 17 milyar 472 milyon dolar olarak gerçekleştiği belirten Başkan Gündüzalp, “2019 Ekim ayında bir önceki aya göre ihracat yüzde 0,5 azaldı, ithalat yüzde 3,6 arttı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; 2019 yılı Ekim ayında önceki yılın aynı ayına göre ihracat değişmedi, ithalat yüzde 9,5 arttı” dedi.

SÜT ÜRETİM MALİYETİ AZALTILMALI

Yem fiyatlarının, özellikle 2018 yılının Ağustos ayından sonra arttığına dikkat çeken Başkan Gündüzalp, “2 Ocak’ta 3,78 lira olan 1 dolar 12 Ağustos’ta 7,22’lere kadar çıkmış ve sonra gerilemeye başlayarak 5,20’lere kadar düşmüştür. Bugün ise 1 dolar 5,95 liradır. Bu süre içerinde özellikle dövize bağlı olarak ithal edilen ve fiyatı artan yem katkı maddeleri nedeniyle yem fiyatları artmıştır. Üreticimizin para kazanabilmesi için öncelikle süt üretim maliyetini azaltması gerek. Bunu yapabilmek içinse korunga, yerli fiğ, macar fiğ, yem bezelyesi vs. gibi kaba yemlere ağırlık verilmelidir” şeklinde konuştu.

KABA YEM BİTKİLERİ DESTEKLENMELİ

Yıllar itibariyle yem fiyatlarına bakıldığında, mısır silajının 2017 yılında 0,28, 2018 yılında 0,31 değişim oranı +12,3, kuru yonca 2017 yılında 0,77, 2018 yılında 0,88 değişim +15,0, saman 2017 yılında 0,57, 2018 yılında 0,56 değişim +24, süt yemi 2017 yılında 1,05, 2018 yılında 1,41 değişim +34 olarak gerçekleştiğini aktaran Başkan Gündüzalp, “Özellikle fabrika yemi, hayvan ve süt üreticisini zora sokmaktadır. Çünkü fabrika yeminin yüzde 75’i ithaldir. Yani Devlet, öncelikle yem üreten sanayicileri dışa bağımlılıktan kurtaracak, az önce belirttiğim gibi kaliteli kaba yem bitkileri üretimini arttıracak çözümler bulmalı, üretimin gerçek anlamda destekleneceği mesajı vermelidir” şeklinde konuştu. 

KIRMIZI ET AÇIĞI DEVAM EDİYOR

Et ve Süt Kurumu’nun resmi rakamlarına göre, toplam kırmızı et üretiminin 2019 yılı III. çeyrek itibariyle 443 bin 014 ton olarak tahmin edildiğini aktaran Başkan Gündüzalp, “Bunun 398 bin 24 tonu sığır eti, 34 bin 726 tonu ise koyun etidir. Yaklaşık 10 yıldır kırmızı et sorununa çare olacağı düşüncesiyle et ithalatı yapılıyor. Bu süre zarfınca hayvancılığa sağlanan destekten fazla kaynak, ithalata sağlanmış ancak sorun yine çözülememiştir. Öncelikle düve ve kuzu kesimin önüne geçilmesi gerek. Ayrıca et fiyatlarını önemli ölçüde etkileyen dövizdeki kura bağlı olarak yem fiyatlarındaki artıştır. Bakanlığın yem desteği ve kaba yem bitkilerindeki üretimin arttırılmasına yönelik çalışmaları yeterli değildir. Ülkemizin her yıl 150 bin ton civarında et açığı vardır. Bu açık kapanmadığı sürece ithalat devam edecektir. Sürdürülebilir bir destekleme politikası yapmadığımız sürece üretimdeki artışı sağlayamayız” şeklinde konuştu.

TARIM TOPRAKLARI KÜÇÜLÜYOR

Tarım ve hayvancılıkta yaşanan bu sorunlardan dolayı kırsaldan kente göçün artarak devam edeceğini aktaran Başkan Gündüzalp, “Köylerimizde üretimi devam ettirmekte zorlanan çiftçilerimiz, ilerleyen süreçte ekili arazi miktarını da düşürecek yada çiftçiliği bırakmak zorunda kalacaktır. Bunun sonucunda da madencilik ve yapılaşma nedeniyle tarım toprakları yok olacaktır. Çünkü 2000 yılında 26 milyon 500 bin hektar olan tarım toprağı günümüzde 24 milyon hektarın altına düşmüştür” ifadelerini kullandı.

SORUNLAR BELLİ

Tarım ve hayvancılıktaki sorunların belli olduğunu ancak, çözümü için gerekli adımın kararlı bir şekilde atılamadığının altını çizen Başkan Gündüzalp, sözlerini şu şekilde sürdürdü, “Öncelikle girdi fiyatlarındaki artışa karşı sübvansiyon uygulanmalı, üreticinin borç sorunu gözden geçirilmelidir. Aile işletmeleri korunmalı, tarımsal üretim, sanayi ve pazarlama birbirine entegre edilmelidir. Desteklemeler arasında oluşan dengesizlik giderilmeli, üreticinin ürünlerini pazarlayan ve devlete ait olan tarımsal sanayi işletmeleri korunmalıdır.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir